
Sadece İngilizce kuralı: gün boyu tek dil kullanınca kafanızda ne oluyor?
Türkiye'de İngilizce kursuna gitmiş herkesin bildiği bir sahne vardır. İki saat boyunca sınıfta İngilizce konuşulur, zil çalar, kapıdan çıkılır ve daha merdivenlere varmadan konuşma Türkçeye döner. O iki saat gerçekten çalışmıştır — ama günün geri kalan yirmi iki saatinde beyin, İngilizceyi "geçici olarak devreye giren bir program" olarak kaydeder.
Sadece İngilizce kuralı (English Only Policy, kısaca EOP) tam olarak bu kaydı bozmak için vardır. Mantığı basittir: dil, ders saatinde öğrenilen bir konu olmaktan çıkıp günün varsayılan ayarı hâline gelirse, beyin onu farklı bir yere koyar.
Peki bu pratikte neye benziyor? Aşağıda önce bir günün seyrini, sonra haftaların nasıl değiştiğini anlatıyoruz.
Bir günün seyri
Sabah, kahvaltı. Günün ilk cümlesi genellikle en zor cümledir. Uykulu bir kafayla "bunu bana uzatır mısın" demek, ders içinde karmaşık bir konu tartışmaktan daha zor gelir, çünkü hazırlıksızdır. İlk günlerde çoğu kişi kahvaltıda sessiz kalır. Bu normaldir ve ikinci haftada kendiliğinden çözülür.
Öğlene kadar dersler. Buranın zaten dili İngilizcedir; kural burada fark yaratmaz. Fark, iki ders arasındaki beş dakikada başlar: koridorda birine "hangi öğretmendesin?" diye sormak, planlanmamış konuşmanın ilk örneğidir ve gerçek pratik tam olarak orasıdır.
Öğle yemeği. Günün en verimli sosyal alanı. Masada farklı ülkelerden insanlar oturur ve konuşmanın ortak dili zorunlu olarak İngilizcedir. Bu masanın kompozisyonunun neden dönemden döneme değiştiğini ve neden bunun sizin lehinize çalıştığını kampüsteki uyruk dağılımı yazısında anlatıyoruz.
Öğleden sonra. Beynin en çok zorlandığı saat dilimi. Yorgunluk arttıkça ana dile kaçma isteği artar. Uzun bir programda bu saatte kısa bir mola vermek, dişini sıkıp devam etmekten daha verimlidir.
Akşam. Kuralın en çok esnediği ve okuldan okula en çok farklılaştığı bölüm burasıdır. Bazı düzenlerde akşam saatleri de kapsam içindedir, bazılarında kampüs alanı dışında kural uygulanmaz. Kuralın kapsamı, saatleri ve varsa yaptırımı okula göre değişir; kesin bilgiyi kayıt öncesinde danışmanlık şirketinizden teyit edin.
Gece. Günün en tuhaf ve en güzel anı, ikinci haftadan sonra gelir: yatmadan önce kafanızın içindeki iç sesin İngilizceye kaydığını fark ettiğiniz an. Bu, kuralın çalıştığının en net göstergesidir.
Haftalar nasıl değişiyor?
Birinci hafta — susma dönemi. Kelimeler var, cümleler yok. Çoğu insan bu haftada kendini olduğundan çok daha kötü sanır. Yapılacak tek şey, cümleleri kısaltmaktır: uzun cümle kurmaya çalışıp yarıda kalmak yerine üç kelimelik cümlelerle konuşmak. Kısa cümle utanç verici değildir; yarım kalmış uzun cümle ise akışı bozar.
İkinci hafta — dilsiz ara. En yanlış yorumlanan dönem. Artık Türkçeden çevirmiyorsunuzdur, ama henüz İngilizce de tam kurulmamıştır; arada, anlık olarak dilsiz kalırsınız. Birçok kişi bunu gerileme sanır. Tam tersidir: çeviri refleksinin söküldüğü andır.
Üçüncü hafta — otomatikleşme. Selamlaşma, sipariş verme, yön sorma, küçük şikâyetler artık düşünmeden çıkar. Bu, günlük hayatın büyük bölümünün otomatik hâle geldiği eşiktir.
Dördüncü hafta ve sonrası — genişleme. Otomatikleşen zemin üzerine kendi mesleğinizin, kendi ilgi alanlarınızın kelimeleri binmeye başlar. Burada ilerlemenin hızı artık kurala değil, kendi çalışma düzeninize bağlıdır.
Kuralı işkenceye çevirmemenin beş yolu
- Kelimeyi arayıp donmayın, atlayın. Bilmediğiniz kelimeyi tarif edin: *"the thing you use to open bottles"*. Tarif etme becerisi, kelime bilgisinden daha kullanışlı bir yetenektir.
- Eksikleri anında not edin. Söyleyemediğiniz her şeyi telefonunuza yazın. O liste, ertesi günkü birebir dersinizin en iyi malzemesidir; aynı listenin yazılı hâlde nasıl çalıştırıldığını İngilizce günlük tutma yazımızda anlatıyoruz.
- Sessizlik hakkınızı kullanın. Kural "sürekli konuşacaksın" demek değildir; "konuşacaksan İngilizce konuşacaksın" demektir. Yorulduğunuzda susmak da bir stratejidir.
- Türkiye ile iletişimi bir saate sıkıştırın. Ailenizle Türkçe konuşmak elbette serbesttir ve gereklidir. Ancak bunu gün içine yaymak yerine sabit bir saate koymak, gerisini korumanızı kolaylaştırır. Filipinler ile Türkiye arasında beş saatlik fark vardır: Filipinler'de akşam dokuz, Türkiye'de öğleden sonra dörttür — yani akşam görüşmesi karşı taraf için gayet uygun bir saate denk gelir.
- İlk üç günü sonuç günü saymayın. İlk üç gün uyum dönemidir; ölçüm oradan yapılmaz.
Bu kural herkes için uygun mu?
Büyük çoğunluk için evet, ama bir seviye notu ile. Çok başlangıç düzeyinden geliyorsanız gün boyu tam kapsayıcı bir dil kuralı ağır gelebilir; ilerleme küçük hedefler ve çok sayıda kısa başarıyla daha sağlıklı olur. Orta seviyedeyseniz ve sorununuz akıcılıksa, bu kural programın en yüksek getirili parçasıdır.
Bir de beklentiyi doğru yere koymak gerekir: sadece İngilizce kuralı bir mucize değildir. Yaptığı şey, günde birkaç saatlik teması on saate çıkarmaktır. Bunun tek başına ne kadar büyük bir fark olduğunu görmek için, ülkede haftada iki saatle geçen bir yılı düşünmek yeter.
Gideceğiniz okulda bu kuralın hangi saatleri kapsadığını, nasıl uygulandığını ve yeni başlayanlar için nasıl yumuşatıldığını öğrenmek istiyorsanız, bu ayrıntıları ücretsiz olarak bir danışmanlık şirketi netleştirir; TALK Academy kayıtları yalnızca bu yolla yapılır. İş birliği yapılan danışmanlık şirketlerinin listesine buradan ulaşabilirsiniz.